![]() |
ANKETLER(OYLAMA VE YORUMLAR)-SPONSORLAR Katagorisinde ve Forum Anketleri Forumunda Bulunan Kürt Açılımı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Forum ahâlisi cümleten selamlar Son günlerde ülkemizde konu olan " Kürt Açılımı " hakkında sizlerin yorumlarınızı merak ettik ve forumumuzda ...
| |||||||
| Forum Anketleri Haftalık Guncel Anketler Her Zaman Burada.Lütfen aktif anket süresi dolmadan yeni anket isteği yollamayınız. |
| Anket Sonuçlarını Görüntüle: Kürt Açılımı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? | |||
| Söz Konusu Açılım Yapılmalı | | 4 | 20.00% |
| Söz Konusu Açılım Yapılmamalı | | 12 | 60.00% |
| Kararsızım | | 4 | 20.00% |
| Oylayanlar: 20. Bu ankette oy kullanamazsınız | |||
![]() |
| | LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
| | #1 | ||
| Forum Sahibi ![]() Giriş: 10-12-07 Yaş: 30
Mesaj: 1,749
Rep Gücü: 1000 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Forum ahâlisi cümleten selamlar Son günlerde ülkemizde konu olan " Kürt Açılımı " hakkında sizlerin yorumlarınızı merak ettik ve forumumuzda ankete sunduk!.. Sizler icin bu açılım hakkaten devletimiz ve milletimiz icin hayırlı mı olacak yoksa bölünmelere,kavgalara ve ayrılmalara mı neden olacak? Bu konuda sizlerin degerli yorumlarını bekliyoruz.. Anketimiz 15 gün süreyle sınırlıdır! Yorumlarınızı yazarken tamamen siyasetten ve de ırkçı söylemlerden uzak bir sekilde dile getirmenizi rica ederiz __________________ | ||
| |
| Sponsored Links |
| |
| | #2 | ||
| Forum Sahibi ![]() Giriş: 10-12-07 Yaş: 30
Mesaj: 1,749
Rep Gücü: 1000 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() | Şahsi adıma ben istemiyorum madem ayrımcılık yoksa açılıma ne gerek ozaman ayrımcılık çıkacagı kanetindeyim o açılım yapılırsa türkiye haritası ikiye bölünmesi kaçınılmaz olacak hemde yakın bir zamanda onun için istemiyoruz çünkü tek yürek tek bayrak diyorum saygılarımla | ||
| |
| | #4 | ||
| Junior Member Giriş: 11-01-07
Mesaj: 1
Rep Gücü: 0 ![]() | Bu sorudan hareketle, öncelikle dinin tanımını yapmakta fayda var sanırım. Yani din nedir sorusunun cevabını almamız lazım ki, İslam'ın nasıl bir din olduğunun farkına varalım. 'Din nedir' sorusuna farklı farklı cevaplar verilmiştir. Kimine göre din, kutsallara verilen genel bir isim, kimine göre kuru bir inanç, kimine göre de manevi değerler toplamı olarak yorumlanmıştır. Sözlükte ise, kısaca gidilen yol, tutulan ve benimsenen yöntem olarak tarif edilmektedir. Bu tarifi biraz daha genişletecek olursak, "Din, bir yaşam biçimi öngören, hayatın ilkelerini belirleyen bir anlayıştır" demek mümkündür. Yani yaşanan hayatın ekonomik, sosyal, siyasal ve hukukî ilkelerinin dayandığı, referans alındığı kaynaktır ve her din, ismini, dayandığı sistemden alır. Buna göre, insanın hayatını etkileyen, düzenleyici kuralları olan bütün sistemler din sayılır ve bu anlamda dini iki guruba ayırmak mümkündür: beşerî dinler ve ilahî, bir başka tabir ile semavi dinler. Ki bu sonuncu da İslam dinidir. Beşeri dinler, adından da anlaşılacağı üzere, kurallarını insanların belirlediği, tamamen insan merkezli bir düşüncenin ürünü olup, insanlara kendi anlayışları ile hükmetmektir. Bugün insanlar Müslüman olduklarını ifade etmelerine rağmen, gerçekte ve pratikte başka dinlerin ilkelerini hayatlarının belirleyicisi olarak kabul etmiş bulunmaktadırlar. İnsanın hayatına müdahale eden ve bu müdahaleye boyun eğip tasdikleyen, kabul eden ve hayatını o kurallara göre belirleyen bir şahıs o anlayışa iman etmiş olur. Öyle ise bu anlayışlar yani bu dinler nelerdir? Bunları ilk bakışta Yahudilik, Hıristiyanlık, komünizm, sosyalizm, heva ve heves, Mecusilik, tasavvuf, şamanizm, demokrasi ve atalar dini olarak sıralayabiliriz. Bugün insanların çoğu İslam dinine mensup olduğunu söylemesine rağmen İslam dininin ilke ve kurallarını bir bütün olarak almadıklarından şirke düşmelerine neden olmaktadırlar. Oysa İslam dini hayatın kendisine göre düzenlendiği ve yaşamın esas düzenleyicisi olarak kabul görüldüğü zaman bir değer ifade eder. Dinin gerçek anlamını bilen her şahıs, elbette inandığı dinden, yani inandığı sistemden, ideolojiden başka anlayışları taşımaz, bilakis bünyesinde eritir. Bugün yeryüzünde yürürlükte olan sistemlerin yani dinlerin hepsi beşeri dinlerdir. Dolayısı ile Allah'ın hükümlerine muhalefet etmektedirler. Keza Allah'ın dininin yeryüzünde hakim olma, iktidar olma biçimlerinin önüne oturup insanları haktan saptırmanın yoluna bakarlar. Allah'ın nişanelerini hiçe sayar, yani faizi helal sayar başörtüsünü yasaklar. Haram olanları helal, helal olanları ise haram sayar. Beşeri sistemler içinde bugün en iyi olarak kabul gören sistem demokratik sistemdir. Bu sistem dikkatle incelendiği zaman firavun anlayışı ile paralellik arz etmektedir. Firavun nasıl ki, kural koyucu sıfatıyla insanları sınıflara ayırarak, kuralları sadece kendisi belirliyor ve böylece insanların neye saygılı neye saygısız olması gerektiğini tesbit edip ele geçirdiği güçlü şirk sistemiyle, yine din adamları yoluyla rableşiyor idiyse, aynı anlayış bugünkü sistemde de ne yazık ki varlığını sürdürmektedir. Geniş kitleleri servetten mahrum edip, sömürü politikaları ile insanları ezip sindirip, oylarını alıp adam yerine koymayarak kendisine muhtaç etmektedir. Beşeri dinlerin hemen hepsi bu anlayışa sahiptirler. Peki din bir yaşam tarzı ve kurallar koyan bir anlayış olduğuna göre, İslam dini nasıl bir dindir? Biz insanlara nasıl bir hayat sunar? Bu bağlamda İslam'ın bir tevhid dini olduğunu bilmemiz gerekmektedir. Bu dinin sahibi olan Allah, kuralların, ana ilkelerin, yasanın tamamen kendisine ait olduğunun altını çizmektedir. Kendisinin 'bir' olduğu gibi, özelliklerinin de sadece kendisine ait olduğunu vurgulamaktadır. Bu bakımdan İslam dini birleyici olmasından dolayı kendisinden başka hiçbir sistemle hiçbir otorite ile bir araya gelmeyi (uzlaşmayı/otorite bölüşümünü) asla kabul etmez. Çünkü Allah kendisine ortak tanımadığı gibi, kendi sistemine de hiçbir görüşü ortak tanımaz. Bu bakımdan İslam dinini tercih eden şahısların, başka düzen, sistem, kısaca başka dinleri tercih etmelerine izin vermemiştir. Bilakis böyle tercihte bulunanları müşrik, münafık, fasık küffar vb. gibi sıfatlarla sıfatlandırmıştır. İslam dininin belirleyicisi Allah olduğundan, beşeri sistemlerin aksine kesinlikle adaletsizlik söz konusu değildir. Din, dil, ırk, soy ve renk ayrımı yapmadan ister bir dost, ister bir akraba, isterse bir düşman olsun, adaletle davranılmasını emreder. Oysa beşeri dinlerde durum daha farklıdır. Kuralı insanın belirlemesinden dolayı, insanı insana kul yapmaya götürmekten başka bir şey değildir. Gaziantep'te, açlıktan baklava çalan çocuklara dokuz yıl ceza verip ve buna rağmen, İstanbul'da halkın malını gaspedip milyar dolarlar hortumlayana is İslam adaleti. e beyefendi demez Çünkü islami hukuk sistemi kaynağını Kuran ve sünnetden alır; yani kaynağı ilahidir. Onun içindir ki İslam, kendisine tabi olanları onurlandırmayı garanti etmiş, haksızlık, ahlaksızlık, hırsızlık, rüşvet, kısaca her türlü suistimale karşı savaş ilan etmiştir. İslam sisteminin ideolojisinin temeli tevhid anlayışına dayanır demiştik. İslam sosyal düzeyinde ırk ayrımı yapmadan, bütün müslümanları bir ümmet olarak kabul eder. Belli bir soyun diğerine üstünlüğü yoktur. Kim Allah'a yakınsa, üstün olan odur; yani üstünlük takvadadır. Tek hakim ve otorite olan Allah'ın koymuş olduğu kurallar aynen uygulanır ve bu kurallar onun, "sizi en doğru yola götürür" dediği kitabı Kur'an'da açık açık belirtilmiştir. İslam'ın ekonomik sistemi yine beşeri dinlerin aksine ne kapitalist ne de komünisttir. Esas olarak infak, kanaat ve merhameti ele alır. Herkes çalıştığının karşılığını alır. Haksız kazanç yollarının önü tıkanmış, faiz, tefecilik ve aşırı hırslanarak, tabiri caizse 'hep bana' anlayışı yasaklanıp ayaklar altına alınmıştır. Buna göre doğal kaynaklar toplumun refahı için kullanılmalı, toplumun geneli yoksun bırakılıp, asla başkasına peşkeş çekilmemelidir. Buna rağmen tamamen asalak bir sınıfın, yani çalışmadan başkalarının sırtından kazananların ortaya çıkmasını da İslam engeller. İslam dini, "içinizden iyiliği emredip kötülüğü yasaklayan bir topluluk bulunsun" diyerek iyiye tabi olmayı, Allah'ın rızasını kazanmayı ve yine Allah'ın yoluna bağlı kalmayı hedefler. Bu anlayış, İslam'ın derin iç bağımlılığı olan teslimiyetin asıl özünü ortaya çıkarmaktadır. İslam dininde kişi kendi iradesini kullanarak iman etme ya da etmeme hakkına sahiptir. İslam dini tüm ilahi dinlerin aynısıdır. Adem (as) dan Muhammet (as)a kadar tüm peygamberlerin yüklendikleri misyon aynıdır. İnsan Allah tarafından sorumlu bir varlık olarak seçilen, belirli mükellefiyetlerle donatılan yegane varlıktır. Gerçek tanımı bu şekilde olan İslam dini zaman içinde gerçek anlamını yitirerek kuru bir inanç haline dönüşüp hayat sahnesinde bu etkin rolünü yitirmiştir. Tarihi süreç içinde vahiyden kültüre dönüşen İslam dini toplumun sadece manevi kişi, kurum ya da toplumların dinine İslam denemez. Kısaca, yaşam biçimini hangi sistemden alıyorsa o sistem o kişinin dinidir. Bunun böyle olduğu hususunda Allah Kafirun suresinde şu ayetlerle bizi ikaz etmektedir. "De ki: ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim; siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz. Sizin dininiz size benim dinim banadır." Bir başka ayette ise Allah, "İçinizden iman edenlere ve iyi iş işleyenlere kendilerinden öncekileri hükümran kıldığı gibi onları da yeryüzünde hükümran kılacağını kendileri için hoşnut olduğu dinlerini yine onlar için iyice yerleştireceğini ve korkulu hallerini güvene çevireceğini vaad etmiştir. Çünkü onlar yalnız bana ibadet ederler ve hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Bundan sonra her kim küfrederse işte fasık olanlar onlardır" (24/55) buyurarak vaadini ilan etmektedir. Evet, kurtuluşu başka sistem ya da dinlerde değil, yalan yanlış vaadler veren liderlerin peşinden giderek değil, zeytin diyarını, inciri, Tur-u Sina dağını, İbrahim'in Kâbesini, emin beldeyi aydınlatan kaynağa vahye, yani Allah'ın sistemi olan Kur'an'a dönerek bulabiliriz. Çünkü hak gelince batılın yaşama şansı olmayacaktır. ULUS DEVLET SORUNUN KAYNAĞI ÇÖZÜMÜ DEĞİL 49/HUCURAT:10-13 | ||
| |
| | #7 | ||
| Vip Members ![]() Giriş: 05-16-08 Yaş: 39
Mesaj: 16
Rep Gücü: 0 ![]() | milletin derdi bu değil milletin derdi ekmek,aş bunları düşünen yok hergün işler nanaya sarıyo masraflar diz boyu siyasiler onu bunu değil millete nasıl iş aş veririz diye düünsünler garip gurba deyipte kendilerinin birşey yaptığını milletide aldattıklarınıda sanmasınlar fakirliği garipliği yenmenin bir yolu vardır oda çok çalışmaktır saygılarıma | ||
| |
![]() |
| Tags |
| açılımı, düşünüyorsunuz, hakkında, kürt |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
| |
| |